YORUM ANALİZ-Sokağa çıkma yasağı kararıyla yaşanan kargaşa ilgili bir davranışsal ekonomi analizi: NE ZANNETTİNİZ MR SPOCK MIYIZ BİZ?



👤YAZAR: CÜNEYT TOROS

İçişleri Bakanlığı’nın saat 21:30 sularında açıkladığı ve saat 24:00’de başlayarak iki gün süreceği bildirilen sokağa çıkma yasağı tüm büyükşehirlerde kaosa neden oldu. İnsanlar özellilke fırın ve marketlerin önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Korona Virüs nedeniyle ‘evde kal’ ve ‘sosyal mesafe’ tavsiyeleri bir anda unutuldu. Türkiye uzun süredir titizlikle sürdürmeye çalıştığı Korona Virüs ile mücadelesinde belki de en talihsiz gecesini yaşadı.Peki bizi ne tetikledi? Neden rasyonel davranamadık. Buyrun Cuma akşamı yaşananlara bir de davranışsal iktisat perspektifinden bakalım.


Ekonomi ile ilgilenenler iyi bilir. Homo economicus özellikle 90’lı yıllardan sonra bireyin davranışlarını tanımlayan bir kavram olarak sıkça kullanılır oldu. Piyasa ekonomilerinde bireylerin birer Home economicus olduğu ve rasyonel davranışlar sergileyerek kendileri için maksimum faydayı elde edecekleri tezi genel kabul gördü.

Ancak 10 Nisan 2020 akşamı Türkiye’de alınan sokağa çıkma yasağı ile ortaya çıkan kaos
bireylerin bir ‘Homo Economicus’ olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Kökeni 20. Yüzyıl’ın ikinci yarısına dayanan ve Homo Economicus kavranımını yetersiz bulan ‘Davranışssal İktisat’ teorisyenleri için cuma akşamı Türkiye’nin büyük şehirleri, belki de teorilerinin gerçekliğini ispatlayan birer deney alanı haline geldi.


DAVRANIŞSAL İKTİSAT NE DİYOR
Herbet Simon bireylerin rasyonel hareket ederek maksimum faydayı sağladığını savunan klasik iktisat teorisinin karşısına ‘Kısıtlı Rasyonellik’ kavramını koydu. Bu kavramı ilk kez açıkladığı çalışmasında bireylerin kararlarını alırken yeterli zamanı olmadığını ve karar vermelerini etkileyecek tüm verilere sahip olmamaları nedeniyle bilişsel yetenekleri ile hareket ettiklerini savundu.

Simon bireylerin sınırlı rasyonellikle, sezgisel davrandıklarını iddia ederek, bunun da  zaman zaman hatalı kararlar vermelerine neden olabildiğinin öne sürdü.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz 2019 yılında yayınlanan ‘İktisatta Yeni Bir Yaklaşım: Davranışsal İktisat’ makalesinin yazarı Marmara Üniversitesi ‘nden Melodi Buket Kanlıoğlu, 10 Nisan gecesi yaşananları “Yaşadığımız olay gerçekten çok hazin bir olaydı. Bu olay bence yine pür Homoeconomicus olmadığımızı kanıtladı.”  şeklinde yorumladı.
Kanlıoğlu “ O gece insanlar, Sistem 1 olarak adlandırabildiğimiz çaba gerektirmeyen, kontrolsüz, çağrısımsal, beceriye dayalı, hızlı ve bilinçsiz olarak karar aldılar. Bu da istenmeyen sonuçlar doğurdu.’ yorumunda bulundu. Kanlıoğlu şunları söyledi:

“Oysaki rasyonel bir birey fayda maliyet analizini yaparak virüsün kendisine bulaşacağını anladığında(ki virüs tam bilgiye sahip değiliz ama teknoloji sayesinde kalabalık ortamlardan bulaşma ihtimalinin nispi olarak daha fazla olduğunu biliyoruz.) dışarı çıkmaması tüm açıklamaları dinlemesi gerekirdi.”

Melodi Buket Kanlıoğlu’nun belirttiği ve Sistem 1 olarak adlandırılan sürecin dışında Sistem 2 olarak adlandırılan süreçte ise bireylerin ‘Kontrollü, çıkarımsal, kurallara dayalı, yavaş ve bilinçli’ karar vermesi beklenir. Oysa 10 Nisan akşamı devreye giren Sistem 1 süreci oldu.

Davranışsal iktisat aslında en basit haliyle bireylerin sadece kendi iradeleriyle karar alamadıklarını, psikoloji, çevre, sosyoloji ve risk algısının da süreçte etkin olduğunu savunuyor. Klasik iktisat teorisinden gelen Homo economicus ise her zaman en rasyonel kararı veren bireyi temsil ediyor. Kadıoğlu’nın iki birey modeli arasındaki farkı şu çarpıcı örnek ile açıklıyor:

Ana akım iktisadın varsayımı olan “Homo-Economicus” için verilecebilecek en iyi örnek “ Uzay Yolu dizisi/filminin  “Mr. Spock” karekteri olduğu söylenebilir. Mr. Spock son derece akılcı kararlar veren, her zaman kendi faydasını düşenerek hareket eden bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan gerçek hayatta hepimiz birer Mr. Spock muyuz? Yoksa çevremizden etkilenen, duygularımızla karar verme eğilimini gösterdiğimiz bir diğer dizi karakteri olan “Homer Simpson” muyuz? “

KARAR ALMA SÜRECİNDE FOMA ETKİSİ
Türkiye’de davranışsal iktisat konusunda çalışmalar yapmış, BloombergHT Radyo’sunda bir dönem konuya ilişkin program hazırlayan Gazeteci Akın Aytekin ise 10 Nisan akşamı Türkiye’de yaşananların tam bir davranışsal iktisat konusu olduğunu vurguluyor. Halen Suudi Arabistan merkezli Business Year’ın ülke editörü görevini yürüten Aytekin “O gün sokağa çıkanlarda Fear of Missing Out (FOMA) ‘yapmazsam pişman olurum’ duygusu baskındı ve bu karar alma süreçlerimizi etkiledi” şeklinde konuştu.
Aytekin şunları söyledi:
“’Herkes yapıyor ben de yapayım’ refleksinin altında ‘Eğer ben bu ekmek sırasına girmezsem sonra pişman olabilirim, sorumluluk bana ait’ hissi hakim. Pişmanlık duygusu çoğu zaman karar alma süreçlerimizi etkiliyor.”

HOMO ECONOMİCUS’UN GÖLGESİ
Cuma akşamından sonra özellikle sosyal medyada yapılan ve çoğunluğu dışarı çıkanları suçlayan yorumlar aslında hepimizin birer ‘Homo Economicus’ olduğu öğretisine dayanıyor. Çoğu kimse, bireyin sıklıkla sezgisel davrandığı, psikolojik ve sosyolojik etkilerin karar alma süreçlerimize yansıdığını dikkate almıyor. Tıpkı karar vericilerin de almadığı gibi. Homo Economicus’un gölgesi hepimizi kaplıyor ama gerçek biraz farklı.

Sonuçta hiçbirimiz Mr. Spock değiliz.